Geçmiş Zamandayım.

Alalade anlarda gözlerime doluyorsun.
21 gün mucizesini arıyorum.
Gözlerim fener gibi ışıldırken karanlıkta ellerini arıyorum.
Kalbimde kelebekler, sıcacık göğsünü arıyorum.
Lâl olmuş dudaklarım, sözlerini arıyorum.
Ak alnımla dudaklarını arıyorum.
Kilitlenmiş ayaklarımla kaybettiğim evimin yolunu arıyorum.
Her sese sağır olmuş kulaklarımla aah o sesini arıyorum.
28 dişimi parlatmış, burnunu arıyorum.
Göğsümde çarpıntıyla gözlerini arıyorum.
Aklımda aşkımla seni arıyorum.
Yüzümde vicdanımla hakkımı arıyorum.

Haniydi 21 günde sönerdi mum alevi? Hani?
Aklımda seninle 1 sene 1 ay devirdim. Yemin olsun hiç anlamadım nasıl geçti. Hangi ara bıraktım seni o koltukta uyurken, çektim kapıyı ardımdan gittim? Hangi ara son görüşümdü o gece seni? Dün gibi.
Hangi ara göremedim bir daha yüzünü, ellerini, sırtını? Hangi ara hissedemedim nefesini? 1 seneymiş. Vah.

Gözlerimi, kalbimi, dudaklarımı, ayaklarımı, kulaklarımı, dişlerimi, göğsümü, aklımı, aşkımı, yüzümü sende o gece o koltukta bıraktım, ardımdan kapıyı çekip çıktım. Bir daha geri dönüp alamadım. O koltuğun üstünde hala bekliyorlar mı beni? Bilmiyorum. Sen beni beklemiyorsun biliyorum. Onları orada görüyor musun? Bilmiyorum. Görüyorsan ne geçiyor aklından benimle ilgili?

Seni çok özlüyorum. Çoğu zaman dolup taşıyorum. Elimden bir şey gelmiyor. Yenilgilerim o kadar çok ki sana karşı, ağır geliyor. Özlemin ağır geliyor. Düşünlerim ağır geliyor. Yağmur gibi yağmak istiyorum evinin içine. Camına vurmak istiyorum tık tık tık diye. Duy sesimi, aç camı istiyorum. Süzüleyim evinin içine. Giyineyim çıplak üzerime sende bıraktıklarımı.
Ya da, dışarıda yüzüne vurayım kendimi. Tüm gerçekliğimle ben vurayım yüzüne. Dolup taştığım aşkımla vurayım… Islatayım seni. Bir varlığım olsundu hayatında. Bir hatıram olsundu. Gözlerimdeki yağmurları görmemenle beraber yağsaydım’dı.
Geçmiş zaman eklerine mahkum olmaktı.

Özlüyorum ama elim kolum bağlı. Özlüyorum ama varlıksız, tekinsiz, nefessiz. Sadece öylece kendi köşemde özlüyorum demekle kalıyorum. Kendi kendime üzülüyorum.

Özlüyorum işte.

Yıldönümü.

Sen tarihleri unutmuşsundur, ben hatırlatayım.
İyi değilim.
İyi değilim dedikçe daha da iyi değilim oluyorum.
Yardıma ihtiyacım var. Yardım alıyorum. Ama kabul etmiyorum. Anlaşılmadığımı düşünüp mahvoluyorum.

Seni deliler gibi özlüyorum.
Seni çok ama çok özlüyorum.
Bazen senden iğreniyorum, bazen sana kızıyorum, bazen senden nefret ediyorum. Ama bazen ise seni çok özlüyorum.
Ben bazen dayanamadığımı hissediyorum.
Ben bazen dayanamıyorum.

Şu içim, içime sığmıyor. Mutlulukla taşmıyorum. Adını koyamadığım şiddetli bir şekilde rahatsız edici bir hisle dolup taşıyorum.

Seni çok özlüyorum.

Geçen sene bugün. 08.11.2018 Şu sıralar. Seninle görüntülü konuştuk. Sözleştik. Seninle telefonda konuştuk. Sözleştik. Seninle konuştuk. Seninle ben. Biz.
Artık, çok uzun zamandır biz değiliz.

Seni çok özlüyorum.

Beni ağlatıyorsun. Beni çok ağlattın. Beni hala ağlatmaya devam ediyorsun. Şuan sessiz sessiz hıçkırıyorum içime. Yaşlarım sırılsıklam etti şu yastığımı.

Şuan seni çok özlüyorum.

Sana yazmak istiyorum.
Koskoca 1 sene geçti. Seni koynuma alalı, seni bana alalı 1 sene geçti. Gözlerimin içi gülerken, arkanı dönünce yaş dolalı 1 sene geçti. Çırılçıplak kaya gibi bir sırta yenileli, öpmelere doyamadığım dudaklara düşeli 1 sene geçti.
Haysiyetsiz bir duruşla, gurursuzlukla kapı çalmaların da 1 senesi dolmak üzere.
Trilyon defa özledim şu 365 günde seni. Trilyon defa kızdım sana. Trilyon defa kendime kızdım.

Seni çok özlüyorum.

Elimde olmadan özlüyorum. Gözlerini, dudaklarını, dokunuşlarını, kokunu, odanı, yatağını, perdeni, tabağını çanağını hatta ütünü dahi özlüyorum. Seni ben çok özlüyorum.

Sonra bazen geçiyor. Bazen özlemiyorum. İğreniyorum, kızıyorum. Bazen hissizlikle doluyorum. Bazen nötr kalıyorum. Ama bazen çok özlüyorum.

Seni çok özlediğim bir akşamdayım.
Yarına çıkar mıyım bilmem. Çıkamazsam, seni çok özleyerek kalacağım bu günde. Bunu bilmeni isterim.

Seni çok özlüyorum.