Elveda.

Hiçbir zaman kollarında huzur bulamadım. Hep bir tedirginliğim vardı. Beni sevmeyişinin tedirginliği, umursamayışının gerçekliği kafamın içindeyken nasıl huzurlu olabilirdim? Bunu bekleyip istedim yalan söyleyemem. Hayal kırıklığına uğradım.

Ben kollarının arasında, sen çenen kafamın üzerinde rüyalar alemindeyken göğsünü izledim hep. İniş kalkışını hesaplayıp ilgisizliğinle çarptım. Bilirsin ki sayılarla aram yoktur ama konu yine sen olunca bilmediğim yönlerimin keşfine çıktım. Dört işlem hiç hem bu kadar kolay hem de bu kadar can yakıcı olmamıştı.

Ah şuan ağlıyorum. Neyseki yine klavye üzerine vuruyor parmaklarım. Bir kalemi tutsaydı çoktan pes edip fırlatıp atmıştım. Seni kalemlerle kağıda dökmeye dayanamıyorum ben biliyor musun? Saat 13:07. Senin kalemin kağıda bıraktığı izle ölümsüzleşmeni kabul edemiyorum, aklım almıyor. İstemiyorum belki de öyle olmasını. Bu bana acı veriyor.

Ah o son gece aklımdan çıkmıyor. Makale yazman gerekiyordu ve uyuyordun. Giderken seni öpmeye çalıştım ama hem elimi itekledin hem de kafanı çevirdin iğreniyor gibi. Bak aklımdan çıkmıyor bu lanet olsun. Eve gittiğimde seni tam 11 kere aramışım. 23:56 / 00:00 / 00:10 / 00:15 / 00:18 / 00:19 / 00:22 / 00:31 / 00:34 / 00:36 / 00:44 Bıkmadan usanmadan, uyan da zorda kalma diye aradım seni. Senin yanındayken, uyumana izin verdim 2 saat bekledim sen uyurken. Yan odaya geçtim uyudum, yanına geldim uyandım doya doya seni izledim. 01:17‘de aradın beni, uyanmıştın ama ben uyuyakalmıştım tedirginlikle uyanmadın diye. Uyandırdın beni, ”uyandım,” dedin. ”Uyandım şimdi, çok teşekkür ederim bu gece için,” dedin. Bana 2-3 defa teşekkür ettin. Ah çıkmıyor aklımdan. Çıksana aklından o gece! Çıksana sen aklımdan!

Sana veda etmiyorum ben şimdi. Elveda ediyorum. Elveda ne demek biliyor musun? Ben biliyorum. Elveda; bir daha kavuşulmayacağı düşünülen bir şeyden ayrılırken kullanılır. Boğazda düğümlenmeye ve gözyaşlarına sebep olur. Söylenmiş bütün ‘hoşça kal’ların toplamından fazlasıdır. Sana ben Elveda ediyorum. Ben sana öyle bir veda ve o şehre öyle bir elveda ettim ki döndüğüm bu şehir boynu bükük kaşıladı, ağladı ceseratimden ötürü. Şimdi sana elveda etme zamanı.

Orayı terk ederken ve sen bana hakaretler ederken tabi ki kabullenmemiş değildim. Kabullüydüm ama çok üzgündüm ve acı çekiyordum. Hala çok üzgünüm ve acı çekiyorum ama sana Elveda etmeyi geciktirdikçe daha da üzülüp acı çekiyorum. Tekrarlarım artıyor. Elimde sadece birkaç keşkem var artık. Keşke beni sevseydin diyebiliyorum mesela. Beni sevmeni o kadar çok isterdim ki… Bu acı ve istek o kadar benden ki… Ve elimde bir çok iyikim var. İyi ki bana dönmeyeceksin. Bana dönmeni hiç istemiyorum. Beni öyle bir öldürdün ki sen… Göğsümün tam ortasına soktuğun o bıçağı çıkartırken döndüre döndüre kanattın beni. Öldürücü darben tabi ki bu olmadı. Ben o öldürücü darbeyi biliyorum ama susuyorum şimdi.

Yemin ederim ki hiçbir hayal ürünü içermiyor bu yazıdaki cümlelerim. Çok korkuyorum. Çok özlüyorum. Çok üzülüyorum. Çok acı çekiyorum. Ama şimdi çok elveda ediyorum. 1 kere olsun sana sevgilim diyemedim. Bari şimdi sus, yine gül ama sus, 1 kere olsun diyeyim. Saat şimdi 13:34.

Elveda sevgilim.

Son sürat sana doğru koşarken beni vurdular / Sen vurdun demiyorum ama beni vurdular

benim de bu kadarcık kurşundan geçmeyen bir yaram olsun.

Kendimi ne denli yorgun hissettiğimi bilemezsiniz. Bu yeni bir hayata başlama fikri düşündüğüm gibi değilmiş. Yorucu bir tempoda bir çok iş yapıyorum. Hafta içi ve hafta sonu full dolu bir şekilde oradan oraya koşturuyorum. Annemden ayrı kalmak öyle düşünüldüğü gibi kolay değilmiş, bunu da anladım.

Aklımı ondan başkasına vereyim diye kendimi başkasından medet ummaya çalışırken buldum. Hırslandım yine, yine gaza geldim. Ama yine olmadı. Dün gece durdum dedim, ben iflah olmam.

Ani ruh hali değişimlerinden anlar mısınız? Bir an çok mutlu olup, bir an çok üzgün olmayı..

Kafamda çok kuruyorum. Buraya da yazmazsam iyice çatlayacak gibiyim. Sorunum ne, tedavi görmem gerekiyor mu bilmiyorum. Aklımda kurmaktan çıldırmak üzereyim ve kimse bunu anlamıyor.

bir şu yalnızlığın bastırdığı kanlı geçiştirmeler…
büyük sofranın içinde ne diye küçük sofralar açıyorsun?
çiçekleri öldürülmüş sanıyorsun onlar zaten ölüler
çiçekleri canlanmış buluyorsun ki vallahi canlılar
ara vermeden solan renklerin arasında
benim giderek daha da kırmızı olan bir kırmızım var
senin de olsun!
son sürat sana doğru koşarken beni vurdular
sen vurdun demiyorum ama beni vurdular
benim de bu kadarcık kurşundan geçmeyen bir yaram olsun.

-Alper Gencer